kastamonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kastamonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

90 yıl sonrasını görmek...


90 YIL SONRASINI GÖRMEK…

Yıl 1920…
Aylardan Kasım…
Şair-i Muazzama olarak ünlenen Mehmet Akif Ersoy, Kastamonu Nasrullah Camii vaaz kürsüsünde…
Camiye toplanan Kastamonu halkına sesleniyor…
Ama o gün söyledikleri sanki 90 küsur yıl sonrasına hitap ediyor…
Sebilürreşad Dergisi’nin 25 >Kasım 1920 tarihli 464’ üncü nüshasında yayınlanan Kastamonu Nasrullah Kürsüsü vaazından birkaç pasajla sizleri başbaşa bırakıyorum…
Yorum, ekleme, çıkarma yapmadan…
Ama size tavsiyem;
Mehmet Akif’in Nasrullah Kürsüsünden verdiği bu vaazının tamamını okumanız. Hatta Sebilürreşad Dergisinde yer bulan diğer üç vaaz özetini de…
…..

Tanımadan Tanıtamazsın

TANIMADAN TANITAMAZSIN

Kastamonu özellikle son on yılda turizm sektöründe yer almak için büyük çaba sarfediyor!
Bu sözü yıllardır çok sık duyuyorum…
Turizm sektöründe nasıl yer edinirsiniz?
Öncelikle tanıtımla…
Öyle ya, sizi bilmeyen size gelir mi? Öncelikle kendinizi tanıtacaksınız, anlatacaksınız, sevdireceksiniz, ilgi uyandıracaksınız…
Bunu yapabilmek için de öncelikle kendiniz tanıyacaksınız Kastamonu’yu…
İnsan bilmediğini anlatabilir mi?
Tanımadığını tanıtabilir mi?
Sevmediğini sevdirebilir mi?
Peki Kastamonu’nun tanıtımı için ne yapıyoruz?

Konakların Şahlanışı

KONAKLARIN ŞAHLANIŞI

2013 yılındaki gerek proje gerekse uygulama yardımlarının aslan payı Kastamonu’nun…
Bu aslan payının kazanılmasında en büyük emek sahibi ise Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen…
Her ne kadar kendisi bu çabayı, bu gayreti ve alınan bu harikulade sonucu “benim asli vazifem memleketime hizmet etmek” diyerek tevazuyla değerlendirse de…
Her ne kadar 2013 yılında Kastamonu’nun proje ve uygulama yardımlarındaki aslan payını alması için koşturmasını reklam malzemesi yapmasa da…
Kastamonu’nun tarihi konaklarının şahlanışının startını kimin verdiğini bu memleketin insanlarının bilmesi lazım diye düşündüm…

Kastamonu tarihi ve kültürü adına teşekkürler Sayın Gülşen…  

Kantarın Topuzu


KANTARIN TOPUZU

“İyi günler bey amca, camda kiralık yazısını gördüm. Kaç lira acaba kirası?”
“Öğrenci misin?”
“Hayır! Bir devlet dairesinde memurum.”
“Kaç lira maaş alıyorsun?”
“İki bin lira.”
“Peki eşin çalışıyor mu?”
“Yok bey amca, ev hanımı kendisi.”
“Çocuk var mı?”
“İki tane, ellerinden öper.”
“Okuyorlar mı?”
“Büyüğü 8. Sınıfa, küçüğü 5. Sınıfa gidiyor.”
“Yapma ya! Delikanlı sen bu halinle bu evi kiralayamazsın!”
“Ne kadar istiyorsun, belki orta yolu bulabiliriz.”
“Yok delikanlı, yok. Sen tutup ayda 700 lira kira veremezsin. Üstelik 2 bin lira da kömür parasını peşin vermen gerekiyor. Çünkü kömür alındı ve önceki kiracı tarafından ödendi. O çıkınca mecburen iade ettik yakıt parasını. Yeni oturan kiracı bu parayı da ödemek zorunda… Sen bütün bunları kaldırabilir misin?”
“Nerde bey amca?! Peki buralarda başka kiralık ev var mı, biliyor musunuz bey amca?!”
“Var, var olmasına da bulabileceğin en ucuz ev işte buydu. Şu karşı sitede var mesela bir daire, 900 lira!”
“merakımdan soruyorum bey amca, çıkan kiracı kaça oturuyordu?”
“Orasını karıştırma!”
…
“İyi günler Amca, kiralık mı bu daire?!”
“Evet delikanlı.”
“Kaç lira Amca?”
“Öğrenci misin?”
“Evet!”
“Kaç kişi kalacaksınız?”
“Üç arkadaş kalacağız Amca.”
“O zaman 750 lira!”
“Peki dört kişi kalsaydık?”
“O zaman bin lira olurdu?”
“Ne yani kişi başı mı belirliyorsun Amca kirayı?”
“İşine gelirse evladım!”
“Peki ben tek kalsam kaç lira olur?”
“Tek kalsan da 750 liradan aşağı olmaz delikanlı!”
“Peki Amca, sana iyi günler!”
…
Yukarıda yazılan diyaloglar masa başında kafadan sıkma diyaloglar değil!
Kastamonu’da yaşanan olaylardan çok küçük birer kesit!
Ev kiraları dudak uçuklatacak seviyeye geldi!
Geçtiğimiz yıl boyunca Rektör Seyit Aydın başta olmak üzere bir çok kişi gırtlağını yırttı, YURT problemi yaşayacağız, diye!
Bu sene Kastamonu Üniversitesi’ nin öğrenci sayısı 3 bin civarında arttı. Ne var ki öğrenci sayısı artarken öğrencinin barınacağı yurt sayısı yerinde saydı!
Durum böyle olunca da fırsatçılara gün doğdu!
Yurtlarda yer bulamayan öğrenciler kiralık ev bulma yoluna girdi.
Yaz aylarında 300 – 400 lira arasında olan kiralık evler, Eylül ayından itibaren 700 lira sınırının üzerine fırladı!
Üstelik 700 lira aylık kirası olan bu evler, genellikle iki odalı, 70 – 90 metrekarelik apartman daireleri… Bunun kaloriferlisi de sobalısı da değişmiyor! Şöyle üç oda bir salon, kaloriferli, site içinde bir daireye ise yaklaşmanız imkansız!
Öğrencinin yurt sıkıntısı ne yazık ki sadece öğrenciyi değil halkı da etkiledi!
Ev kiralarının tavan yapması, yurt sıkıntısının had safhaya ulaşması kiralık ev bulmayı bile neredeyse imkansız hale getirdi!
Boş olan daireler de kendilerini “koyunun olmadığı yerdeki Abdurrahman Çelebi” sınıfına koyarak, lüks villa fiyatı biçiyorlar!
Eğer yakında “oturduğu daireden çıkarılan şahıs bütçesine uygun ev bulamadığından sokakta yaşıyor” tarzında bir haberle karşılaşırsanız, şaşırmayın!
Gidişat hiç iç açıcı değil!
Elbette mülkün sahibi istediği fiyatı belirler evini kiralarken…
Ama kantarın topuzu kaçınca…
Allah muhafaza!?

Gözetleme Kulesi


GÖZETLEME KULESİ

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve bu yıl 19’ uncu kez verdiği ödüllerle gündeme oturan Uluslararası Altın Koza Film Festivali’ ne “Gözetleme Kulesi” damgasını vurdu.
Festivalde “Gözetleme Kulesi” şu ödüllerin sahibi oldu:
En İyi Yönetmen Ödülü: Pelin Esmer (Gözetleme Kulesi)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Özgür Eken (Gözetleme Kulesi)
En İyi Kadın Oyuncu: Nilay Erdönmez (Gözetleme Kulesi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Laçin Ceylan (Gözetleme Kulesi)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (Gözetleme Kulesi)
…..
Bayram değil seyran değil, yazar “Gözetleme Kulesi” ni niye satırlarına taşıdı?
Altın Koza’ya aldığı 5 ödülle damgasını vuran “Gözetleme Kulesi” filmi, Tosya, Şenpazar ve Cide ilçelerimizde çekilmiş.
Filmi izlemedim ancak internetten edindiğim bilgilere göre; Dipsiz Göl Yangın Gözetleme Kulesi’nde bekçi olarak görev yapan Nihat ile Tosya’da otobüs terminaline kendini atan Seher’in hikayesi anlatılıyor. “Başkalarından kaçarken birbirlerine denk gelen bu iki insan suçluluk duygularına karşı, kendi kendilerine verdikleri savaşı birlikte sürdürmek zorunda kalırlar.” Diye özetliyor internet filmi.

KÖÇEK

KÖÇEK

Geçtiğimiz ay İstanbul Beykoz’da bir siyasi parti ilçe başkanının diline dolanmıştı köçek…
Dostbeykoz haber sitesi yazarı ve aynı zamanda Beykoz Belediye Meclis üyesi Muharrem Kaşıtoğlu, Kastamonu adının köçek’e gelene kadar hangi büyük insanlar, tarihi olaylar ve kültürel zenginliklerle anıldığını kapak cinsinden bir yazıyla ifade etmişti…
Biz de Sayın Kaşıtoğlu’nun yazısını kendimize referans ederek değinmiştik olaya…
Dün gece (11 Eylül Salı gecesi) TRT-1’ de yayınlanan ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesi olan “Leyla ile Mecnun” dizisini belki de ilk kez bu kadar uzun süre izledim…
Kanallar arasında geçiş seramonisi yapan kumanda, ekranda gördüğü köçek kıyafetli oyuncunun davul – zurna eşliğinde sergilediği performansın görüntüsünde dondu kaldı!
Hem kendisi, hem programları hem de izleyici değerlendirmesi gayri ciddi olan bazı kanallarda köçek oynatılmasını o kanalların seviyesine vererek görmezden gelmeyi tercih etsem de TRT-1 gibi ciddi bir kanalda ve kanalın ağır topu dizilerinden birisinde görünce ister istemez kumandayla birlikte ben de dondum.
Öncesi nasıldı bilemiyorum.
Geniş bir alan, bahçe misali…
Çadır türü yapılan stantlar ve her stantın üstünde bir levha…
Şok olduğum ikinci manzara bu stant levhaları oldu…
Kastamonu kır pidesi…
Kastamonu lokumu…
Öncelikle KÖÇEK kültüründen bildiğimiz kadarını aktaralım;

Herkes Ahşap Fuarına

Benim çocukluğumda beşiklerimiz ağaçtandı…

Babamın çocukluğunda kaşıklar…

Dedemin çocukluğunda kara sabanlar…

Ve her devirde son yolculuğumuzun VİP aracı…

…

Şimdiki çocuklar…

Ağaçtan beşik,

Tahtadan kaşık,

Tomruktan saban,

gibi alet-i edevatı oyuncak babından görüyorlar…

…

BEYKOZ’U YÖNETMENİN YOLU KASTAMONU’DAN GEÇER!



Geçtiğimiz hafta sonu Kastamonu’nun önemli misafirleri vardı…

Tabiri caizse, Beykoz Belediyesi çıkarma yaptı Kastamonu’ya…

23-26 Ağustos tarihlerini kapsayan ziyarette Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, AK Parti Beykoz İlçe Başkanı Adem Sefer, başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş adamlarından oluşan 28 kişilik heyet yer aldı.




Safranbolu ile başlayan gezi;
İnebolu, Abana, Bozkurt, Çatalzeytin, Devrekani ve Taşköprü ile devam etti…
 İnebolu Belediye Başkanı Engin Uzuner…
Devrekani Belediye Başkanı Mümtaz Aliustaoğlu…
 Abana Belediye Başkanı Rıdvan Oyar…
Bozkurt Belediye Başkanı Engin Canbaz…
Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan…
Çatalzeytin Belediye Başkanı Musa İhsan Oğuz…

Her biri Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek tarafından makamlarında ziyaret edildi ve karşılıklı fikir alış-verişinde bulunuldu…

ALLAH NE MURADIN VARSA VERSİN


Sihirli sözcük: Allah ne muradın varsa versin…

Berberin sermayesi makasıdır, terzinin iğnesi…

Sıvacının malasıdır geçim kaynağı, fırıncının un…

Yazarın kalemi, muhabirin fotoğraf makinesi…

Ve dilencinin “Allah ne muradın varsa versin” cümlesi…

Daha önceleri de birkaç kez okur köşelerinde dile getirmiştik; Kastamonu dilenci yurdu olma yolunda…

Özellikle Nasrullah Şadırvanı çevresi, Kambur Köprü (tarihi Nasrullah Köprüsü), Çengeller, Belediye Caddesi çevreleri dilencilik mesleğinin en bereketli yerleri…

KADIN ŞAPKA GİYE Kİ, ASILA?

“KADIN ŞAPKA GİYE Kİ, ASILA?!”
Atatürk’ün Kastamonu’ya gelişleri ve Şapka İnkılabı’nın gayri resmi ilanının (!) 87. Yıldönümü etkinliklerimiz başladı…
Neden gayri resmi dedim; çünkü Şapka İktisası Hakkında Kanun 25 Kasım 1925 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir…
Dilerseniz kronolojik bir ettekrarü ahsen ile başlayalım;
Atatürk, 23 – 31 Ağustos 1925 tarihleri arasında Kastamonu ziyareti yapar…
Panama Şapkası’nı ilk kez bu ziyareti esnasında giyer…
Ve “bu serpuşun adına şapka denir” sözü 27 Ağustos 1925 tarihinde İnebolu Türk Ocağı binasındaki hitabetinde söylenir…
Tarihler 23 Eylül 1925’ i gösterdiğinde, Açıksöz gazetesinin ilk sayfasının sol üst kısmında “Bilumum Meclis Azaları Şapka Giymek Mecburiyetindedirler” başlıklı bir haber yayınlanır.
Bu haberden anlaşıldığına göre; TBMM üyeleri, meclis üyeleri ve devlet memuru olanların hepsi de ŞAPKA giymek mecburiyetindedir.
Ve iki ay kadar sonrasında 25.11.1925 tarihinde 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında kanun yürürlüğe girer.
Bu kanuna göre; bütün TBMM üyeleri, meclis üyeleri ve memurlar ŞAPKA giymek mecburiyetinde olduğu gibi, SİVİL (!) vatandaşın da Şapka dışındaki bir kisveye yönelmesini hükümet men eder!

Tanıtım Toz Duman!

TANITIM TOZ DUMAN
Vatan Gazetesi yazarı Selahattin Duman, geçtiğimiz günlerde Kastamonu ismini gazetesine taşıdı…
Gazetesi aracılığıyla da Türkiye’ye…
Kastamonu’da da Selahattin Duman’ın memleketimizi beş ayrı yazıyla köşesine taşıması sevinçle karşılandı…
Yazılarını sitesinde yayınlayanlar…
Duman’a övgüler düzenler…
El çırpanlar…
Bir bayram ilan etmediğimiz kaldı…
Allah için güzel de döşemiş Selahattin Duman beyefendi…
Bir şehir bu kadar güzel anlatılıp bu kadar berbat bir finalle yerin dibine sokulabilirdi!

KUZKA'dan Turizm Atağı

KUZKA’DAN TURİZM ATAĞI…
Bacasız fabrikanın dumanının tütmesini bekliyoruz yıllardır…
Memleketin en büyük hazinesi bu fabrikanın ambarlarında duruyor çünkü…
Deniz ararsan tertemiz sahiliyle…
Yayla ararsan yeşilin bin bir tonuyla…
Kar ararsan tipisi eşantiyon…
Kültür ararsan tarihi, dini, etnografyayı harmanlamış vaziyette…
Kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri, turizm sektöründe yer alan isimleri…
Karınca kararınca turizm çorbasına şimdiye kadar katkı sağladılar…

Artık Sesimiz Daha Gür

ARTIK SESİMİZ DAHA GÜR

Çocukluğumda, yaz tatillerinde Azdavay’ın en güzel köylerinden birisi olan Saray köyüne giderdik…
Devrekani çayının hemen kenarında yeşilin maviyle sarmaş dolaş gezindiği geniş bir düzlüğün yamacında kurulu olan köyüm, doğal güzelliği yanında Manastır, Kilise ve Kervansaray kalıntılarına sahip olmasıyla da tarihi bir gizem sahibidir…
Çobanlığa çıktığımızda, bizi en çok büyükbaşların “cıııız” tutması, küçükbaşların ağaçlara saldırması yorardı…
Güneş şakanın dozunu kaçırıp beynimizde yumurta pişirmeye başladığında küçükbaşlar hemen gölgeliklere sığınır, eğer açık arazidelerse birbirlerinin boyunları altına girerek gölgelenirlerdi…
…

KUTLU DOĞUM BULUŞMASI

Malumunuz, geçtiğimiz hafta Kutlu Doğum Haftası idi…

Bir zamanlar meydana hakim güçlerin, bugün ise cılız aykırı seslerin bir şeylere alternatif etiketiyle öküz altında buzağı arama gayretlerine rağmen; Milletimizin Allah, Peygamber, İslam sevgisiyle dolu yüreğinde, Kainatın Efendisine olan hasret ve özlemini şaha kaldırdığı bir hafta oldu Kutlu Doğum Haftası…



Öğrenci Toplulukları ve Kastamonu

Malumunuz günümüz Türkiyesi üniversiteler ülkesi oldu!

Her ilinde en az bir üniversite var…

Bir kuruluşun dünya üniversiteler değerlendirme raporundaki rakam 2011 yılı itibarıyla ülkemizde 159 üniversite olduğunu gösteriyor…

Hal böyle olunca…

Yarış da bir hayli kızışıyor…

Kastamonu`da kütüphane


Bir önceki yazımızda dünyadaki kitap okuma alışkanlığı ve ülkemizdeki içler acısı durumu ortaya koymaya çalışmıştık…

Peki Kastamonu’da durum nasıl acaba?

Malumunuz bu hafta Kütüphaneler Haftası…

istiklal marşına saygı(sız)lık


İstiklal Marşı…

Türk’ün yeniden diriliş  destanının kelimelerde ahenge dönüştüğü…

Şair-i Muazzama Mehmet Akif Ersoy’un ruhun derinliklerindeki vatan, millet, din, bayrak sevdasının şaha kalktığı…

Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuş hikayesini en beliğ şekilde yansıtan şiir…


sazımızla sözümüzle


Kastamonu TV, yeni bir kültür program kuşağına daha merhaba diyor yakında...    SAZIMIZLA SÖZÜMÜZLE KASTAMONU...


sihirli değnek



Yıl 1980…
Henüz 9 yaşında bir çocuk ilk kez çıktı memleketi sınırlarının dışına…
Yüreğinin ürkek kalp atışlarını babasının sıkı sıkı yapıştığı elinde sakinleştirmeye çalışarak girdi beyaz önlüklü adamın bulunduğu odaya…

10 aralık


Yıl 1919...
    Aylardan Aralık...
    Osmanlı  Devleti’ ne zorla imzalattırılan ve adeta bu büyük İmparatorluğun idam fermanı olan Mondros Mütarekesi yürürlüğe gireli bir yıl olmuştur. İtilaf Devletleri, Osmanlı’ nın bütün ordularını  ( Kazım Karabekir’ in ordusu hariç ) dağıtmış, bütün stratejik noktalarını eline almış, İstanbul’ u ve payitahtı çepeçevre sarmıştır.