mustafa gökhan gülşen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mustafa gökhan gülşen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

HAVALANDIK

HAVALANDIK…

Bir hayal gerçek oldu…
Çok değil, üç – beş yıl öncesine kadar hız pistiydi…
Acemi şoförlerin eğitim alanı…
Hatta hayvan otlatılan mera vazifesi gördü…
Ulusal basında “uçak inmeyen havaalanı” diye makaraya bile alındı…
Ve artık hayaller gerçek oldu…
Kastamonu Havaalanı açıldı…
Kastamonu’dan aynı günün sabahı İstanbul’a doğru yola çıkıp, öğlen toplantıya yetişebileceksiniz… Siz İstanbul’a doğru havalandığınızda Cide’ye doğru yola çıkan birisine “daha ne kadar yolun var” diye İstanbul’dan telefon edebileceksiniz…
Ben ömrümde uçağa binmedim… Bırakın binmeyi yakın mesafeden görmedim bile… Artık benim için uçak yolculuğu bir ütopya olmaktan çıkıyor…
…..

Konakların Şahlanışı

KONAKLARIN ŞAHLANIŞI

2013 yılındaki gerek proje gerekse uygulama yardımlarının aslan payı Kastamonu’nun…
Bu aslan payının kazanılmasında en büyük emek sahibi ise Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen…
Her ne kadar kendisi bu çabayı, bu gayreti ve alınan bu harikulade sonucu “benim asli vazifem memleketime hizmet etmek” diyerek tevazuyla değerlendirse de…
Her ne kadar 2013 yılında Kastamonu’nun proje ve uygulama yardımlarındaki aslan payını alması için koşturmasını reklam malzemesi yapmasa da…
Kastamonu’nun tarihi konaklarının şahlanışının startını kimin verdiğini bu memleketin insanlarının bilmesi lazım diye düşündüm…

Kastamonu tarihi ve kültürü adına teşekkürler Sayın Gülşen…  

Amaç Üzüm Yemekse...

AMAÇ ÜZÜM YEMEKSE…

Son iki haftadır Gezi Parkı ile yatıyoruz…
Gezi Parkı ile kalkıyoruz…
Duygulanmamak elde değil!
Bu ne ağaç sevgisiymiş?!
Bu ne yeşil bilinciymiş?!
Gözlerim yaşarıyor; bilinçli(!), samimi (!), duygusal (!), hümanist (!), çevreci (!), sağduyulu (!), barışcıl (!) Taksim eylemcilerinin şanlı (!) yeşil, ağaç, çevre, doğa mücadelesini gördükçe!
Bu onurlu (!) duruşun ve şanlı (!) mücadelenin bir müddet daha devam edeceğini görmek ayrı bir mutluluk veriyor bana!
Taksim’de ağaçları kurtarmak az şey mi?

Kantarın Topuzu Kaçmasın


KANTARIN TOPUZU KAÇMASIN


Siyaset…

Arapça “Seyis” yani “At Bakıcısı” kelimesinden türeme…

Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı olarak ifade edilebilir genel manasıyla…

Siyasetçi ise yukarıda ifade edilen fiili gerçekleştirme vaadi, savı ve projesi ile kamuoyunun karşısına çıkan kişidir, benim tanımımla…

Yani siyasetçi;

Ey vatandaş, “bu ülkeyi, bu ili, bu ilçeyi ben daha iyi yönetirim” diyerek meydanlarda arz-ı endam eder ve projelerini seçmenle paylaşır.

Seçim dönemi dışında ise;

Seçmenin çoğunlukla üzerinde karar kıldığı siyasetçi, yaptığı icraatları ile;

Seçmenin arka sıralarda yer verdiği siyasetçi ise iktidarın yapamadıkları ile bir sonraki seçim dönemi için heybesini doldurma gayretinde olur…

Bu normaldir!

İktidar “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” derken;

Muhalefet “iktidarın yapamadıkları benim yapabileceklerimin teminatıdır” savıyla çıkar arenaya…

Kantarın topuzu kaçmadığı müddetçe olması gereken de budur…

Kendisi adına ülkeyi yönetecek olanları seçen halkın; iktidarın performansını değerlendirebilmesinin en sağlıklı yolu; muhalefet denilen bir erkin varlığıdır. Çünkü muhalefet iktidarı halk adına izler, denetler ve uyarır.

Olması gereken budur!

Muhalefet genelde iktidarın olumlu, faydalı, güzel icraatlarını halının altına süpürme; yapamadıklarını, yanlış ya da eksik yaptıklarını ise vitrine koyma düsturuyla hareket eder.

Bu da normaldir! Bir sonraki seçimde sandık başında rakibi olacak bir siyasiye kim seçmen gözünde artı puan kazandırır ki?!

İktidar da muhalefetin vitrine koyduklarını görmezden gelip, halının altındakileri vitrinine taşımayı düstur edinir.

E, bu da normaldir!

Kim kendi ayağına kurşun sıkar ki?!
Genelde de yerelde de siyaset üç aşağı – beş yukarı bu minval üzere seyreder…

Kimse iktidarı icraatlarını anlatıyor diye suçlayamayacağı gibi,

Muhalefeti de iktidarı eleştirdiği için suçlayamaz…

Her iki cenah da yapması gerekeni yapıyordur…

Burada hassas nokta:

KANTARIN TOPUZUDUR!

Genel siyaset konusunda kelam edemem…

O husus Türkiye’nin tanınmış, önde gelen, kaleminin hatırı toplum nezdinde okkalı olan ustaların sahası…

Ama yerelde…

Memleketimin siyaset arenasındaki gladyatörlerinin kapışmasında KANTARIN TOPUZU terazisi bir Kastamonulu olarak, bir Kastamonu sevdalısı olarak nacizane beni ilgilendirir…

Son günlerde Kastamonu Belediyesi, Emin Çınar ve MHP teşkilatı ile AK Parti ve Mustafa Gökhan Gülşen arasında yaşanan siyasi polemik, beni derinden üzmekte…

Kim haklı, kim haksız?!

Sorusundan ziyade, bu kısır döngü, bu tartışma, bu üslup, bu bel altı darbeler Kastamonu’ya ne kazandırıyor? Sorusu benim beynimde dolaşan!

Türkiye geneline sirayet eden siyasi üslubun Kastamonu yereline de bulaştığını görmek istemiyorum bir vatandaş olarak…

“Kastamonu Değerler Projesi” nin papatyasındaki sevgi, saygı, hilm, dostluk, barış dallarından birer demet gönderiyorum;

Kastamonu Belediyesi, MHP Teşkilatı, Emin Çınar, AK Parti  ve Mustafa Gökhan Gülşen’e…

Ben sizleri omuz omuza, el ele, mütebessim çehrelerle görmek istiyorum…


ziya'lara sahip çıkmak



Ziya…

Kastamonu Üniversitesi’nden mezun bir genç…
2011 yılı Kredi ve Yurtlar Kurumu futbol turnuvasında, Kastamonu takımının önemli oyuncularından birisi…
Hafta sonu, Kastamonu Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen ile Yurt-Kur’lu üniversite öğrencilerinin sohbetinin en önemli maddesi Ziya idi…